Modern Sanayi Devrimi’nin Oyun Sahası: Teknokentler...

Yazar: Isil Arikan ,
Aralık 23, 2018
Modern Sanayi Devrimi’nin Oyun Sahası: Teknokentler...

Avrupa’da 18. YY sonunda buhar gücüyle çalışan makinelerin endüstride kullanılmaya başlaması ve eşzamanlı olarak bilim ve sanayide art arda buluşların gerçekleşmesi bugün “Sanayi Devrimi” diye bildiğimiz dönemin başlangıcı olmuştu. Tabii ki her gelişim ihtiyaçtan doğar. Sanayi Devrimi’nin adım adım gerçekleştiği sırada kullanılan araçlar yeni bilimsel keşiflerken, devrimin sebebi de 16. YY’dan itibaren dünya nüfusunun hızla artması, kırsal alandan kente göçlerin başlaması ve bunun sebep olduğu istihdam sorunları idi. 

Bunun üzerinden 300 yıla yakın bir zaman geçti, sanayileşme dünyanın en geri kalmış ülkelerine bile öyle ya da böyle yayıldı, arttı ve hayatın sıradan bir parçası oldu. Ve artık Sanayi Devrimi’nden birkaç yüzyıl sonra, ileride tarih kitaplarında hangi isimle anılacak henüz bilmiyoruz ama şimdilik “Teknoloji Devrimi” diyebileceğimiz bir süreçten geçiyoruz. Ülkelerin gelişmişliği ürettikleri değil yarattıkları yeni teknolojilerle ölçülüyor, güç savaşları bunun üzerinden yapılıyor. Başka bir deyişle; 300 yıl öncesinin geçer akçesi “üretim” iken bugünün geçer akçesi “yenilik”.

Ve elbette bu da ihtiyaçlardan doğan bir gelişim süreci. Teknolojiye yatırım bu kadar önemli bir kriter haline geldiğindeyse küçük girişimcilerden teknoloji devlerine kadar bu alandaki irili ufaklı tüm oyuncuların devlet tarafından desteklenmesi kaçınılmaz bir hale geldi ve bunun sonucu da Teknopark, Teknokent, Teknoloji Geliştirme Bölgesi veya Inovasyon Merkezi dediğimiz oluşumlar oldu. 

Teknokent Tanımı

Üniversiteler veya yüksek öğrenim kurumlarının özel sektör ve girişimcilerle bir sinerji oluşturması amacıyla kurulan, içerisinde yer almak için özellikle inovasyon ve teknoloji alanında AR-GE çalışmaları yapılması gereken, devlet tarafından da vergi avantajlarıyla teşvik edilen ve aslında amacı da teknoparkların içinde bulunduğu ülkelerin ileri teknoloji üretimi ve ihracatını arttırmak olan bölgelere Teknokent, Teknopark veya Teknoloji Geliştirme Bölgeleri deniliyor. 

Ya da daha formal bir tanım olarak UKSPA’ya (İngiltere Bilim Parkları Birliği) göre Teknopark; bir üniversite veya yüksek öğrenim kurumu ya da bir araştırma merkezi ile resmi ilişkiler kurmuş, içinde teknoloji kökenli firma ve işletmelerin oluşmasını özendirecek ve büyüyüp gelişmesine destek veren yapıda tasarlanmış, yönetiminin ilgili firmalara teknoloji ve işletmecilik becerilerinin transferi konusunda etkin uğraş verdiği bir girişimdir.

Teknokentlerin Tarihçesi 

Aslında her şey 1950’li yıllarda Amerika’daki Stanford Üniversitesi Öğretim Görevlilerinin bilgi birikimlerini katma değer üretecek şekilde biraraya getirme çabalarıyla başladı. Başta bu çabanın ve meydana getirdiği oluşumun dünyaya bu kadar büyük bir hızla yayılacağı, bugünkü haline gelip gelmeyeceği belki öngörülememişti ancak şimdilerde Silikon Vadisi adıyla bildiğimiz oluşumun temelleri o günlerde atıldı. 1959 yılında ise North Carolina’da üç önemli üniversitenin ortasında Research Triangle Park kuruldu. 1970’li yıllarda İngiltere’de Cambridge Teknopark, Heriot-Watt Üniversitesi Teknoparkı, Fransa’da Sophia Antipolis ve ardından hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerde üniversite özel sektör işbirlikleriyle onlarca Teknopark ve İş İnkübatörleri (bizde kuluçka merkezleri adıyla da biliniyor) kuruldu. 

Bugün 150’den fazlası ABD’de, 150 kadarı Japonya’da, 100’ün üzerinde de Çin’de olmak üzere tüm dünyada 1000’e yakın teknoloji ve bilim parkı bulunuyor ki bunun içinde Türkiye’deki teknoparkların sayısı 2017 itibariyle 55 (aslında Türkiye’de 63 teknopark bulunuyor, faal olanları 52 adet). Hatta kuluçka merkezleri de denilen iş inkübatörleri de sayılırsa tüm dünyada toplam 4000’e yakın Teknoloji Geliştirme Bölgesi mevcut. 

Teknokentlerin Ortak Özellikleri ve Burada Bulunan Şirketlere Sağladığı Avantajlar 

-          Üniversiteler içinde veya üniversiteye yakın bir konumda, AR-GE ve inovasyon alanında çalışan irili ufaklı şirketlerin fiziksel olarak da birarada bulunmasını sağlayan bir ortam sunarlar. 

-          Üniversite – sanayi işbirliği ve bu işbirliği çerçevesinde hem bilgi transferi hem de risk paylaşımı teşvik edilir.

-          Teknoparklarda yer alan şirketler çeşitli vergi muafiyetleri ile devlet tarafından AR-GE ve teknoloji yatırımları ve geliştirmeleri için teşvik edilirler. Daha doğrusu; sadece bu tür çalışmaları bulunan şirketler teknoparklarda yer alabilir ve bu teşviklerden faydalanabilirler. Bu vergi muafiyetleri proje bazlı olabildiği gibi, projenin başarılı olup sonrasında üretim ve ihracat aşamasına geçildiğinde de devam eder. 

-          Bu şirketlerede çalışanlar 5 yıl süreyle SGK priminden (aslında primin %50’sinden) muaf tutularak yetişmiş ve eğitimli işgücü de teknoparklarda çalışmaya teşvik edilir. 

-          Yemekhane, kafeterya, otopark gibi ortak kullanım alanları üniversite ve teknopark yönetimi tarafından tüm şirketlere tahsis edilerek teknopark bünyesindeki şirketlerde çalışanların sosyalleşmesi ve üretilen bilginin paylaşılması amaçlanır. 

Teknopark veya başka bir deyişle teknokentlerle ilgili özet bir bilgi verdik. Türkiye'de Teknoparklar yazısında ise Türkiye’deki teknoparklardan bahsedeceğiz.